Kısır

kısırKısır… Anneannelerimizin örf ve adetlerinden örgütlenmişcesine tarifini verdiği “hamuru yağlaya yağlaya aç, tereyağınıda ekle,  içine de koy koyun etini” tariflerine aykırı olacak şekilde gelişmiş, asi, başkaldıran hafif bir besin! Tüm bu başkaldıran salatamsı, yeşilliğimsi yapısına rağmen özünde hiç vazgeçilemeyen arabesk bir tat saklı. Hep beraber yenilen ortamlarda Fadime’nin torunu olmuş müjdesiyle kalkıp “çıkkıdı çıkkıdı” oynanırken, 2 dakika içinde nasıl olur da Halime’nin kocası bırakıp gitmiş diye ağıt yakıp ağlandığına inanamazsınız bile. İbrahim Tatlıses’in gençliği ile büyümüş, sadece dinlemeyen ayrıca o sanatçıya tapınan bir ruhu barındıran bir nesil büyütmüş muhteşem bir gıda. İçine koyacağınız soğanı doğrarken gözler yaşlandığında “çekmediğim dertle çile kalmadı, feryatsız gündüzüm gecem olmadı” şarkısı eşliğinde ağlatan bir karışım kendisi. Kırsaldaki macerası böyleyken, şehirli kadının da eve hapsolduğu gün, üç-beş arkadaşını çağırıp eğlenebilecekleri bir kaçış noktası. Yanında bir börek, bir de kek ve olmazsa olmaz kokulu çay, dedikodunun gazına basıp, müziği açmanın tam vaktinin geldiğini söyler tabağımızda ki bize bakan turuncu taneleri ile acı, süper lezzetli olan şey!!

Ne kadar anlamsız değil mi? Sanki kocaman bir ironi, tane tane pıtır pıtır, kadın milletinin apartman günlerinin, eltiyle yapilan sohbetlerin, kız kardeş toplantılarının baş tacı, her halukar da çirkini yapılamayan (az daha düşündüm de çirkini var aslında, bazıları yumurta koyuyor hakikaten kötü oluyor) gayet türetilebilen bir tür bulgur ıslamasına “üretme becerisi olmayan” anlamında isim vermişler, bazen aklıma gelmiyor da değil hani çiğ köfte olacakken,  etsiz kaldığı için mi bu ismi almış?

“Yapılması en kolay yemeklerden” diyeceğimi sandınız değil mi? Bu cümle tam anlamıyla kuyruklu yalan!!! Salata barlarında gördüğü salçalı bulguru kısırdan sayanlara sorarsak tabii ki kısır basit bir yemektir ve  “on beş dakikada yapılır”. Ya bunu söyleyenler başka bir şeyden bahsediyor ya da ben gen havuzumun iyi ev hanımlığı kısmından bu konuda pek bir şey alamamışım. 15 dakikada ben ancak maydonozu ayıtlayıp, yıkayıp doğrayabiliyorum, ha bir de altını yakmayı unutmadıysam suyu kaynatabiliyorum. Bu ağır kanlılığımdan mı desek, hiçbir şeyi beğenmememden mi desek; malzemesini seçmek, hazırlamak, harmanlamak ayrı ayrı özen istiyor. Bu özenli tutum ile yola çıktığımda incecik köftelik bulgur bile üzerine kaynar suyu yeyip yayılırken eminim o kadar lezzetli bir forma dönüşeceğini tahmin bile etmemiş oluyor çünkü her şeyi bildiğini iddia eden ben bile  15-16 yaşına kadar bunun bulgurdan yapıldığını bilmiyordum, içindeki minik turuncu şaheserlerin bulgur olduğu kimin aklına gelirdi ki?

Aynı menemen de olduğu gibi bunun da çesit çesit tarifi vardır. Kimisi bulguru ıslatıp üzerine yeşil soğan kavurup döker, kimisi direk bulguru salçayla kavurur, pilav gibi pişirir (“yok canım!” demeyin zevkleri ve renkleri tartışacak değiliz), kimisi de bulguru ıslatıp, şişince salçayı yedirir. Kişisel tercihim, daha hafif olması sebebiyle zeytinyağı, kuru soğan ve salçayı kavurduktan sonra şişmiş bulgura katıştırmaktır ki, ben zaten kısıra yeşil soğan yada çiğ soğan koymam. Tamamen tembellikten diyebiliriz, çok zorunlu olmadıkça yeşil soğan temizleyip yıkamaktan hiç hoşlanmam, kuru soğan da ertesi güne kalan kısırın yenmesine engel oluyor maalesef. Şaşırmayın ben kısırı ertesi gün de yerim. Salçayı, soğan, biber ve yağ ile özlendirdikten sonra  zaten bu karışımı bulgura yedirme işlemi hiç de öyle kol kuvveti gerektiren bir ihtiyaca dönüşmez. Malum ben minicik biriyim bakkal amcadan kısır yapmak için “amca bir gel hele de karıştır şunu” diyerek  yardım istemeye, tek başına karıştırmaya niyetliysek de 45 dakika uğraşıp kol kası yapmaya  gerek yok zannımca.

Geri kalan malzeme tamamen isteğe bağlıdır, salatalık ve domates bence kısırın şenlendiricilerindendir. Hani vardır ya düğünlerde “oturmaya mı geldik kız, kalk oyna, haydi eller havaya, cıs tak cıs tak teyzeler” işle bunlar gibidirler. Acı biber salçası olmazsa olmaz, taze maydonoz lezizdir, sevmeyen çok olsa da güzel gider, zeytinyağını dememe gerek yok herhalde, limon , nar eksisi, kızılcık ekşisi, sumak ve pul biber…  Tuzu unuttum sandınız değil mi? Unutmadım, içine işlesin diye bulguru su ile ıslamadan koymuştum ki zaten… Tabii ki güzellik acısız olmaz acı katınca nasıl parlar kırmızı kırmızı!!!

Bulguru ıslarken biraz da kimyon eklerseniz yeyip kısırı, içip suyu, yeyip kısır, içip suyu şeklinde başımıza getireceğimiz şişkinliği önlemeye 1 numaralı yardımcıdır. Bu güzelliği sadece “kadın yemeği” diye isimlendirenleri  Allah taş yapmadıysa Vallahide Billahide bana kıyamadığındandır, malum babamdır kendileri, biz annemle kaşık kaşık yerken bir kere olsun tadına bakmaya bile yeltenmedi ya, kısır sevmemek nedir ondan öğrendim bu vesile ile.

Birtanecik babam gene kibarlığından vazgeçmeden “kadın yemeği” olarak tanımlasa da erkekler arasında “karı pilavı” olarak tanımlayanlara da rastladım bu güne kadar. Doktor, fotomodel, bakkal, tezgahtar, ağdacı, anketör, öğretim görevlisi, terzi, overlokçu, tamirci, ücretsiz aile işçisi, sporcu, mühendis, öğretmen, canlı bomba, misyoner , bankacı, hemşire, pazarlamacı, manken, garson, kuaför, marangoz, hostes, yazar, sekreter, mimar, polis, stilist, müşteri temsilcisi, dansçı, şarkıcı, striptizci, balerin, hayat kadını, gurme, fizyoterapist, pilot, bomba imha uzmanı, aşçı, rahibe, asker, ajan, kasap, öğrenci, gündelikçi, model, terörist, masöz, son ütücü, emekli, f1 pilotu ve bunun gibi pek çok meslek grubundaki kadına gidip sorsam “kısır var yer misin?” diye somurtup, ağznı yüzünü büzüp yok diyen çıkmayacaktır. Çünkü benim yakın zamanda 1 bardak çay ile koca bir tabak kısırı yakın zamanda çatallayabilme ihtimalim olsa yüzümde güller açardı.kısır

Demek ki neymiş? Sevmiyorum diyenler de nedense hep erkeklermiş. Onları boş verip hadi kısır yapıp yiyelim, düğün evine ya da askeri garnizona yetecek kadar yapmayacaksanız, vur deyince öldür olayından uzak durabileceğiniz makul ölçülerde kısır tarifi için buyrun;

 Malzemeler (2-3 kişilik)

1 su bardağı ince bulgur (170 gr 630 kcal)

1 çorba kaşığı ev yapımı biber salçası (30 kcal)

1 çorba kaşığı domates salçası  (30 kcal)

½ çay bardağı zeytin yağı (50 ml yaklaşık 300 kcal)

1 büyük kuru soğan (82 kcal)

1 yeşil biber (12 kcal)

1 kırmızı biber (12 kcal)

Bir avuç ayıklanmış maydonoz

1 domates (küp küp doğrayıp çekirdeklerini ve sulu kısmını ayıracağız) (14 kcal)

1 salatalık (küp küp doğranmış) (11 kcal)

1 çay kaşığı tuz

1 çay kaşığı kimyon

½ limon suyu (14 kcal)

Sumak

1 tatlı kaşığı nar ekşisi (35 kcal)

1 tatlı kaşığı kızılcık ekşisi (35 kcal)

İsteğe göre;

Pul biber,

Nane (ben nane tadını sevmem, kuru da olabilir yaş da)

Reyhan (kuru da olabilir yaş da)

Karabiber

Bulguru genişce bir kaba alıyoruz. 1 su bardağı bulgurumuzu, tuzumuzu ve kimyonumuzu ekliyoruz. Kıvamını tutturmak için dikkat etmemiz gereken detay ince bulgur (köftelik) için hacmen 1’e 1 oranında kaynar suyla ıslatılmaktır, bundan daha azı bulgurun sert kalmasına sebep olur, daha fazlası lapa gibi yapar. 1 su bardağı su ile bulgurumuzu ıslıyoruz. Bulgurlar göbeklerini kaşıya kaşıya şişedursunlar, soğanı, biberleri ince ince doğrayıp, doğrarken de gelenekleri yok saymamamak adına gözlerimiz yaşardıkça;

“çekmediğim dertle çile kalmadı
kısırsız gündüzüm gecem olmadı
kapısını çalmadık komşu teyze kalmadı
açıktım dostlarım 
kısır bulun bana”

şarkısını söyleyerek  zeytinyağı ile karıştırıp içine salçalarımızı ve kısıra eklemek istediğimiz kuru baharatlarımızı koyup güzelce karıştırarak kavuruyoruz. Bunlar kavruluncaya kadar bulgurumuz şişmiş olacak.

Şişen bulgur tanelerini kaşık darbesi le havalandırıp birbirine yapışmış formattan tane tane ve pıtır pıtır formata getirdiğimizde kavrulmuş soğanımızı ve biberlerimizi içine döküyoruz. Şöyle bir çevriyoruz. Aaaa o da ne hemen karışıvermiş, kavrulmuş soğanın hikmetinden olsa gerek.

Bu ikisi hamamdan yeni çıkmış elinde sodalı ayran “soğukluk” kısmında yatan insan misali serinleyip sıcaklıklarını üstlerinden atadursun, biz de yeşiliklerimizi hazırlama işi ile uğraşalım. Soğumadan yeşilliği eklersek yeşilliklerimiz pişmiş gibi kötü görünüyor, hatta zaten pişmiş oluyor.

Soğanlı salçalı biberli bulgurlu karışımımızın soğuduğuna kanaat getirdiğimizde, küp küp doğranmış fakat çekirdeklerinden ayrılmış domatesi, küp küp salatalığı, kıyılmış maydonozu, ekşilerimizi, sumağı ekleyip karıştırıyoruz. Bu aşamadan sonra “Aman efendim pek güzel olmuş, aman efendim ne güzel olmuş “demeye fırsat kalmadan tabağa alıp, yanına çayımızı koyup çatal nezaketine mahal vermeden kaşıkla dalabiliriz kendisine. Benden size tavsiye malzemeyi katlayarak çokça yapabilirsiniz, malum kısırın bir gece önceden kalmışı da süper gider. Hepsini bitiremeye uğraşmayın, bitmedi diye üzülmeyin, bilakis sevinin. Yarın, bu gün yediğimizden daha değişik ama daha güzel bir tat bekliyor olacaktır bizi.

kısır

 Toplam 1205 kcal. 3 porsiyonun her 1’i için 402 kcal.

Afiyet olsun…

Bu yazı Genel, Ham hum kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir