Cenevre’de nereler gezilir?

 

Toplanın hacılar 50 tl ye Cenevre gibi dünyanın en pahalı şehrinde nasıl gezilir tozulur onu anlatıcam. Konumuzun kapsamına uçak bileti ve otel dahil değil. Bir couch bulduysanız sorun yok ama ucuz yollu otel bulma işi sizde buna bi öneri getiremeyeceğim. Ha bedava kalıcak bi couch bulamadıysanız City Hostel Geneva bu konuda baya işinizi görürür. Wc banyo kız erkek karışık, otel kız erkek karışık, yurt gibi her oda 2 ranzalı, toplam 4 yatak ama yurt dışına çıktıysanız minimum maliyet esaslı plan yapıyoruz şu an. Oteli merak edenler için söylüyorum gayet temiz, bana denk gelen oda arkadaşları da gayet saygılı ve kibar insanlardı ki kaldığım 3 günde Polonyalı, Türkçe’yi ana dili kadar iyi konuşan Azerbeycanlı, Fransa da okuyup bitirip memleketine dönen Brezilyalı, biri erkek biri kadın olmak üzere rus ve bir adet Çinli ile paylaştım odayı dönüşümlü olarak.

Eğer paranız yoksa ya da benim gibi borca batmış devlet memuru halinizle bu göreve yollandıysanız ve itiraz şansınız olmadıysa önce aşağıdaki önerileri gözden geçirin;

  • Bir kere prizler farklı bunu göze alarak universal dönüştürücü alın yanınıza, karşınıza ne çıkacağı belli olmuyor, UNECE’nin binasında gömülü 3 girişli piriz vardı, hostelde 2’li fakat bizim  fişlerin giremeyeceği gibi ince delikli.
  • Dedik paramız yok o halde bu sıkıcı şehirde restaruanta para harcamıcaz. Ki zaten her yer pizzacı ve kebapçı. Pizzacıları bilimiyorum ama ali baba kebap’ı, ali haydar kebab’ı, şavurma kebap görünce atladım saf gibi fakat Türk değil Araplar, boşuna heves etmeyin. Bir de kıymadan yapılma içi bol salçalı döner 20 euro isterseniz yiyin siz bilirsiniz.
  • Marketlerden alışveriş yapacağız, ama poşet sıkıntı, buralarda adama naylon poşeti  bedava vermiyolar, ya kağıt poşet ya da çok kullanımlık çuval dokusunda bi poşet satıyolar. Bildiğin satıyolar, Çok kullanımlık olanı 2.9 Frank çevir bakayım tl ye! Hah işte ondan  yanınıza mutlaka poşet alın, ister Bim poşeti olsun ister A101 fakat mutlaka olsun.
  • Çay bağımlısıysan sallama da olsa çay getir bunlarda varsa yoksa kahve.
  • Para birimi Frank, Euro'ya çok yakın bir kur frank fakat bozuk paraları çok ilginç, mesela 1/2 frank, 1 frankın yarısı, bozuk paralarda 20 rakamını görünce ben bu 1/2 frankı bayaa küçük bir para birimi sanmıştım ama değilmiş, adamlar o kadar zengin ki 5 frank bile bozuk para, fotoğrafta 10 ve 20 frank'ın ön ve arka yüzlerini göreceksiniz, çok renkli ve garip.

Cebimde 50 euro ile çıktım geldim Cenere'ye, bir de nası havalı bi görev UNECE sarayında toplantı 3 gün, ben orda 4 gece geçireceğim  ama 50 euro’dan fazla  5 kuruş param yok cebimde. Şimdi biliyorum bazılarınız nasıl devlet görevi bu parasız adam mı yollanır dicek ama işler öyle yürümüyor. Şimdi bizim kurum parayı Yurt dışı projelerinden alıyor, tutuyor cebinde kimseye vermiyor taa ki sen bürokratik işlemlerini tamamlayıncaya kadar. Onun için sadece bizi yollamaya uçak biletini alıyor gerisine karışmıyor, evde mi kaldın otelde mi kaldın parkta mı yattın onu takmıyor. Sen oteli ayarlıyacaksın, muhtemeldir ki çok para vermemek için en ucuz oteli seçiceksin, geleceksin, kalacaksın, yiyeceksin-içeceksin, toplantıya katılacaksın, döneceksin, bunların hepsi  cebinden gidecek, daha sonra görevle ilgili rapor yazacaksın, he bir de bu hem İngilizce hem Türkçe olacak, sonra bi de birim arkadaşlarına sunum yapacaksın ki kaldığın gece başına 200 Euro harcırah yatırsın sen gidip döndükten en az 2 ay sonra.  Peki ya cebinde bunu karşılıcak paran, kenarda bir birikimin yoksa?

Hah işte biz tam olarak bu noktadan bahsediyoruz. Cenevre'ye indin, tren ile merkez e geldin. 2 adımda bir migros var hacı giriyosun migros’a,

  • Önce kahvaltı için çoklu kuruvasanlardan alıyorsun (içinde 6 tane var) 3 euro
  • Sonra öğle yemeği için hazır sandaviçler var, makarna salataları var ortalama 3.5-4.0 euro,
  • Yeşil salata yicem dersen zenginsin demektir ne kadar sağlıklı o kadar pahalı 8 euro ve civarı yeşillikler.
  • Su almaya gerek yok, yanınızda şişe olsun yeter hemen hemen her köşe başında içilebilir çeşme var, İtalya kadar olmasa da, bu kadar sokaklar hayrat ile dolu iken zaten marketten su almak lükse giriyor biraz da, lüks istersen al sana lüks diyorlar su 5€.

  • İçecek bişey istersen tren garının az ilerisinde mesela ilk gözüne çarpacak Migros, onun bulunduğu minnak alışveriş merkezinin içinde Migros'dan başka bir de Denner diye bi market var oradan alıyorsun tek içimlik şarap,
  • Gene o denner de körili tavuk sandviç var, kocaman ve çok lezzetli 3.5 frank onu da lıyorsun akşam yemeği,
  • Sonra gidiyorsun gölün karşısında banka, açıyorsun şarabı, yiyorsun sandaviçi, bol körili makarnayı vs.  ohh doyduk.
  • Ben dışarıda kahve fiyatlarını bilmiyorum, UNECE binasının C6 kapısından girince hemen karşı koridorda bi cafe&restauant var orada latte 2.10 frank,  cappuccino 2.80 frank ve bu cafenin hemen dibindeki kapdan sigara içmeye çıkabiliyorsun (zaten koca sarayda tek sigara içebilceceğin nokta aha burası ve bol bol türk ile karşılaşma şansın var sanırım koca Cenevre’de sadece içici onlar, sigara içen kimi gördüysem Türkiye’dendi (ya da Türki Cumhuriyetler'den).
  • Sonra sehrin göbeğindeki gölde bir fışkiye var bir çalışıyor bir çalışmıyor, çalışınca gece renkli ışıklar ile renklendiriyorlar, gündüz ise dibinde hava azıcık güneşli ise güneşlenip suya giriyorlar.

  • Bir çiçek saat var dibinde de dönme dolap, ah niye yapamadım diyeceksem bi bu var işte, yanında sevdiceğin olacak ki onunla göğe yükselesin  fakat yalnız bir aktivite için adam başı 9 frank verilmez, evet 10 dakika tur 9 frank.

Hava alanı çıkışta bi makine var şehirmerkezine gelmek için hava alanından trene binmen gerekli, o trenin biletini alacağın yer de uçaktaki valizlerini aldığın yerdeki makine, dert etme bedava, böylece hava alanından şehre böyle beleş gelebildin. Zaten hava alanı ile Cenevre merkez tren durağı  “Cornavin” arası 4-6 dakika sürüyor ve hava alaınından geçen her tren mutlaka bu Cornavin’e uğruyor.  Hava alanındaki bilet makinesi de bu:

Kaldığın otelde (hostelde bile vardı muhtemelen otelde de vardır) ulaşım kartı veriyorlar, bedava, dert etmene gerek yok otobüsü treni ama ben derim ki mümkün olduğunca yürüyerek gez, ayakların biraz ağrır ama pek çok şey görürsün, bu günlük kart senin dönüş gününe kadar geçerli, şehirden hava alanına gitmek için de kullanıyorsun trene bindiğinde, böylece beleş de gittin havaalanına,

Şehir çok sıkıcı evet, ama ben buradayken dev kukla festivali vardı, kahve almaya indiğimde tanıştığım bir türk arkadaş sayesinde haberdar olup gittim ben de, baya ilginçti, böyle anlık etkinlikleri yakalarsan 10 numara gün geçirirsin. Çoluk çocuk herkes festival için yollara düşmüştü, dev boyutta kuklalar yüksek müzik sesi eşliğinde şehrin sokaklarında geçiş yapıyorlar ve bu benim orada bulunduğum hafta için tek eğlence bu idi.

Eğer toplantı için geldiysen ve toplantın Palais Des Naition’daysa ilk gün boyun kartın olmadığı için bayrakların çok olduğu kırık bacaklı sandalyenin  hemen karşısındaki kapıdan geçemezsin, biraz daha yukarı doğru yürüyüp ziyaretçi kapısından kayıt yaptırman ve boyununa takacağın kartı alman lazım, daha sonraki günlerde eğer toplantı devam edecekse hah işte o zaman Unece binasının bayraklı kapısından pasaportunu ve kimlik kartını göstererek girebilirsin.

Kırık bacaklı sandalyenin de bir protesto anıtı olduğunu öğrenmek lazım mesela, "bu ne ayol heyhula gibi" diye düşünüyor insan ilk karşılaştığında. Kocaman sandalyenin 3 ayağı tam fakat 4. ayak kırık, çünkü o bir "protesto" imiş.  Kanada'da kanayan, Avrupa'ya yayılan bir yaranın protestosu. Kanada'da silahsızlanma toplantısında verdiği insani bir öneriden kaynaklanıyor.  "Kara mayınlarını iptal edelim, kara mayınlarıyla insanların elleri, kolları, bacakları kopuyor. Savaşın bu yanını ortadan kaldıralım, kara mayınlarını yasaklayalım" Büyük çoğunluk bu öneriyi imzalıyor, birkaç ülke hariç. "Amerika, Suriye, Irak ve ne yazık ki Türkiye kara mayınlarının yasaklanmasına karşı çıkıyor." Kısaca biz karşı çıkıyoruz.

Diyelim ki toplantı, iş vs. bitti sıra gezmeye geldi. Ben UNECE binasının içinde sağda solda bikaç fotoğraf çektim sonra çıktım saldım kendimi aşağı, baktım orada bir botanik park var daldım içeri, parkı gezdim. İçinde garip garip bitkilerle, atlı karınca, katüs serası ve heykel vari istiflenmiş odunlar vardı, onların arasından geçerek, ceylanlar ve flamingolara selam verip, kırmızı ışıkta gösteri yapan jonglörlere şöyle bir göz atıp göl kenarındaki parka indim.

Göl kenarında yürürken bir baktım bir bina var, meğer bilim müzesi imiş orası, içeriyi ücretsiz gezebiliyorsunuz, ben gezdim, ingilizce ve fransızca tanıtım ve gösteriler de mevcuttu.

Bu kadar hareketlilikten sonra acıktım doğal olarak oturdum fıskiyenin karşısındaki banka, açtım körili makarnamı, bir güzel doyurdum karnımı, sonra millet kenasında güneşleniyor, göle giriyor ama ben o kadar sıcak olduğuna kendimi ikna edemediğim için elimi soktum suya sadece. Bir de göl kenarındaki bu ağaçlık alanda yüzlerce yıllık bir çınarın gövdesi vardı onu inceledim uzun uzun. 

Bu zaten orada geçirdiğim son gün idi, ertesi gün döndüm. Çok böyle aman ben de bi cenevreye gideyim denmez herhalde ama bir vesile ile giderseniz yukarda saydıklarımdan faydalanabilirsiniz, dahasını da isterseniz sorun anlatırım.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir